İçeriğe geç

Karekök yayınları TYT’de zor mu ?

Karekök yayınları TYT’de zor mu? O ilk karşılaşmayı hiç unutamıyorum

Kayseri’de kış erken gelir. Sabahları camların buğusu, sokakta ince ince yağan soğuk ve insanların ellerini ceplerine daha sıkı soktuğu o dönem… Ben de o kış, hayatımın en kırılgan dönemlerinden birindeydim. TYT’ye hazırlanıyordum ve içimde sürekli büyüyen bir soru vardı: Karekök yayınları TYT’de zor mu?

Bunu ilk kez bir kırtasiyenin rafında gördüm. Sarı-siyah kapaklı, biraz sert duran o kitaplar sanki bana bakıyordu. Elimi uzatıp bir tanesini açtığımda ilk hissettiğim şey şu olmuştu: “Ben buna hazır değilim.”

O an bunu kendime itiraf etmek çok ağır gelmişti.

Kitapçıda başlayan sessiz panik

O gün okul çıkışı eve gitmek yerine çarşıya indim. Ama aslında amacım dolaşmak değildi. İçimde bir huzursuzluk vardı ve bunu bastırmanın yolunu kitaplara bakmakta buluyordum.

Karekök yayınları TYT’de zor mu diye internette defalarca okumuştum ama insan kendi gözünle görünce başka hissediyor. Kitabı elime aldığımda soruların dili bile farklıydı. Sanki daha önce çözdüğüm hiçbir şeye benzemiyordu.

Yanımda bir arkadaşım vardı, sessizdi. Ben sayfaları çevirirken onun yüzüne baktım. “Bu ne ya…” dedi sadece. O cümle bile içimdeki korkuyu büyüttü.

O an şunu hissettim: Eğer bu kitap gerçekten bu kadar zorsa, ben nerede duruyordum?

İlk deneme gecesi ve kırılan özgüven

O gece odamda lambayı açtım. Masanın üzerinde çay vardı ama soğumaya başlamıştı bile. Karekök’ten ilk TYT matematik testini açtım.

İlk soru basit gibi görünüyordu. Çözdüm. İkinci soru biraz düşündürdü. Üçüncü soruda durdum.

Ve sonra o his geldi: boğulma hissi.

Karekök yayınları TYT’de zor mu sorusu artık teorik bir şey değildi. Yaşıyordum. Çünkü sorular sadece bilgi istemiyordu, düşünme biçimini değiştiriyordu. Ben ise o zamana kadar ezberle ayakta duran biriydim.

Kalemi bıraktım. Sandalyeye yaslandım. O an kendime kızdım. “Ben bu seviyede değilim” diye düşündüm.

Ama en kötüsü şu oldu: bunu düşünürken bile gözlerim doldu.

Kayseri geceleri, sessizlik ve iç sesim

Kayseri’nin gece sessizliği başka olur. Sokak lambaları sarı sarı yanar, uzaktan bir araba sesi gelir ve sonra tekrar sessizlik.

O gecelerden birinde camın kenarına oturmuşum. Defterim açık ama yazmıyorum. Sadece düşünüyorum.

Karekök yayınları TYT’de zor mu diye tekrar soruyorum kendime ama bu sefer cevabı merak etmiyorum. Çünkü cevabın “evet zor” olduğunu biliyorum. Asıl soru şu: ben buna dayanabilecek miyim?

İçimde iki ses vardı. Biri “bırak, bu seviyede değilsin” diyordu. Diğeri ise çok daha sessiz ama inatçıydı: “Biraz daha dene.”

O gece ilk defa gerçekten yorulduğumu hissettim. Ama bu fiziksel bir yorgunluk değildi. İçimdeki özgüven kırılıyordu.

Bir arkadaşın cümlesi her şeyi değiştirdi

Okulda teneffüste konuyu açtım. “Karekök yayınları TYT’de zor mu sizce?” diye sordum.

Bir arkadaşım gülümsedi. O gülümseme küçümseyici değildi, daha çok “ben de geçtim o yoldan” gibiydi.

“Zor,” dedi. “Ama TYT’yi gerçekten öğreten şey de o.”

O cümle o an bana basit geldi ama günler sonra anlamı değişti.

Çünkü o zamana kadar zoru başarısızlık gibi görüyordum. Oysa o kitaplar aslında beni zorlamıyordu, beni değiştiriyordu.

Zor olan şey aslında kitap değilmiş

Sonradan fark ettim ki mesele Karekök yayınları TYT’de zor mu sorusu değilmiş. Asıl mesele benim kolaylığa alışmış olmammış.

Ben daha önce hep “yapabiliyorum hissi” ile çalışmıştım. Ama o kitaplar bana “yapamıyorsan da düşünebilirsin”i öğretiyordu.

Bu farkı anlamam zaman aldı.

Gecelerin içinde yavaş yavaş değişen ben

Bir süre sonra her gece aynı ritüel başladı. Defter, kalem, Karekök testleri ve yarım kalan sorular.

Başta her yanlış beni yıkıyordu. Ama zamanla yanlışlarımı saklamamaya başladım. Hatta altını çizmeye başladım.

Bir soru çözülemeyince artık “ben yapamıyorum” demiyordum. Onun yerine “bunu henüz anlamadım” diyordum.

Bu küçük cümle değişikliği bile içimde büyük bir şeyi değiştirdi.

Karekök yayınları TYT’de zor mu diye sormayı bırakmadım ama artık sorunun tonu değişmişti. Artık korkuyla değil, merakla soruyordum.

Bir deneme sınavında gelen kırılma anı

Okulda yapılan bir denemede matematik bölümünü çözerken bir anda şunu fark ettim: bazı sorular tanıdık geliyordu.

Karekök’te çözemediğim o sorular, burada benzer formatta karşıma çıkıyordu.

İlk defa zaman yetiştirebildim. İlk defa panik yapmadım.

Sınav bitince kalemimi masaya koydum ve uzun süre sadece oturdum.

İçimde garip bir sessizlik vardı. Ne sevinçti ne de tam bir rahatlama. Daha çok “demek ki olabiliyormuş” hissi.

O an gözümün önüne ilk kitapçı sahnesi geldi. O gün kitabı açıp korktuğum halimi hatırladım ve içim burkuldu.

İçimde büyüyen sessiz güven

Zaman geçtikçe Karekök kitapları artık bir korku kaynağı olmaktan çıktı. Hatta garip bir şekilde güven vermeye başladı.

Çünkü biliyordum ki o sorular beni zorladığı için gelişiyordum.

Artık geceleri soru çözerken içimdeki ses değişmişti. Eskiden “yapamıyorum” diyordu, şimdi “bak bunu da çözebilirsin” diyordu.

Kayseri’nin soğuk gecelerinde, odamın içinde tek başıma otururken aslında kendi içimde büyüyen bir şey vardı: dayanıklılık.

Karekök yayınları TYT’de zor mu? sorusunun bende bıraktığı iz

Bugün geriye dönüp baktığımda o sorunun cevabını tek kelimeyle veremiyorum.

Evet, zor. Ama o zorluk bir engel gibi değil, bir öğretmen gibi.

Beni en çok zorlayan şey aslında sorular değilmiş; o sorulara verdiğim ilk tepkilerimmiş.

Karekök yayınları TYT’de zor mu diye sorduğum o günlerden bugünlere geldiğimde fark ettiğim şey şu oldu: bazen insanın değişmesi için biraz zorlanması gerekiyor.

Ve ben o zorlanmanın içinde kendimi buldum.

Edup olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Karekök yayınları TYT’de zor mu” konusunda daha fazlası için takipte kalın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasinogir.net