İçeriğe geç

Devletçi ekonomi politikası nedir ?

Edup okuyucularına özel bu yazımızda “Devletçi ekonomi politikası nedir” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.

Kayseri’de Soğuk Bir Sabah ve İçimdeki Soru

Daha Fazlası İçin: Hemze-i müsehhele nedir ?

Kayseri’nin kışı her zaman biraz sert olur. Sabahın erken saatlerinde evden çıktığımda nefesim buhar olup havada kayboluyordu. Ellerim cebimde, kulağımda eski bir şarkı… ama aklımda tek bir şey vardı: dün gece televizyonda duyduğum o kelime.

“Korumacılık…”

O kelimeyi ilk duyduğumda anlamamış gibi yapmıştım. Ama içimde bir yere takılıp kaldı. Sanki bir şeyleri kapatan, bir şeyleri dışarıda bırakan bir kapı gibi hissettirdi bana.

25 yaşındaydım ve hâlâ bazı ekonomik terimler bana uzak geliyordu. Ama o gün farklıydı. O kelime sadece bir kavram gibi değil, hayatımın içine sızmış bir duygu gibiydi.

Defterin Kenarına Yazılan İlk Cümle

Eve döndüğümde montumu çıkarıp odama geçtim. Defterimi açtım. Bu defter benim için sadece yazı değil, bir tür iç dökme yeriydi.

“Bugün ‘ticarette korumacılık’ diye bir şey duydum. İçimde garip bir sıkışma var.”

Kalemi masaya bıraktım. Sonra tekrar aldım.

“Ticarette korumacılık ne anlama gelir?”

Bu soruyu yazarken bile sanki cevap benden kaçıyordu.

İnternete bakmak kolaydı ama ben önce kendi içimde anlamak istedim. Çünkü bazı şeyler önce hissedilir, sonra öğrenilir diye düşünüyordum.

Ama o an sadece bir şey hissediyordum: belirsizlik.

Kahvede Duyduğum Bir Sohbet

Ertesi gün şehir merkezindeki küçük bir kahveye gittim. Kayseri’deki o eski kahvelerden biri… Ahşap masalar, hafif sigara kokusu, duvarda eski bir saat.

Yan masada iki kişi konuşuyordu. Ekonomi üzerine tartışıyorlardı.

“Devlet korumacılık yapıyor, yerli üretici korunuyor,” dedi biri.

Diğeri ise daha sertti:

“Ama bu kapıları kapatmak değil mi?”

O an kulağım onlarda kaldı. Çünkü tam da benim içimde dönen sorunun dışarıdaki haliydi bu.

Kafamda aynı cümle yankılandı:

“Ticarette korumacılık ne anlama gelir?”

Sanki herkes bir şey biliyordu da ben sadece izliyordum.

İçimde hem bir hayal kırıklığı hem de garip bir merak vardı.

Korumacılığın Soğuk Gerçeğiyle Tanışmak

Eve döndüğümde bu kez araştırmaya başladım. Ama her okuduğum şey içimde farklı bir duygu bırakıyordu.

Korumacılık, ülkelerin kendi ekonomilerini dış rekabetten korumak için uyguladığı politikalar demekti. Vergiler, kotalar, ithalat sınırlamaları…

Yani aslında bir ülke diyordu ki:

“Ben kendi üreticimi koruyacağım.”

Bunu okuyunca içimde bir şey kıpırdadı. İlk başta güçlü bir şey hissettim. Korunmak… güçlü olmak gibi.

Ama sonra başka bir düşünce geldi:

“Peki dışarıda kalanlar?”

İşte o anda içimdeki duygu değişti. Heyecan yerini hafif bir huzursuzluğa bıraktı.

Defterime şunu yazdım:

“Koruma bazen güven verir, bazen de kapıların kapanması gibi hissettirir.”

Babamla Yapılan Sessiz Bir Akşam Sohbeti

O akşam babamla mutfakta çay içerken konuyu açtım.

“Baba, korumacılık diye bir şey varmış. Ülkeler kendi üreticisini koruyormuş.”

Babam çayından bir yudum aldı. Bir süre sustu.

“Eskiden bizde de vardı,” dedi. “Bazı ürünleri dışarıdan almak zor olurdu. Kendi üreticimiz ayakta kalsın diye.”

O an babamın yüzüne baktım. Onun anlattığı şey sadece ekonomi değildi. Bir yaşam biçimiydi.

Ama içimde yine aynı soru vardı:

“Bu koruma kimin için iyi, kimin için zor?”

Babam bunu duymadı. Belki de duyması gerekmiyordu.

Şehrin İçinde Düşüncelerle Yürümek

Ertesi gün yürüyüşe çıktım. Kayseri’nin geniş caddeleri, soğuk hava ve acele eden insanlar…

Ama benim içim yavaşlamıştı.

Korumacılık fikri kafamın içinde dönüp duruyordu. Bir ülkenin kendi ekonomisini koruma isteği bana çok insani geliyordu aslında. İnsan da kendini korumak isterdi.

Ama sonra şunu düşündüm:

“Korurken neyi dışarıda bırakıyoruz?”

Bu soru içimi biraz sıkıştırdı. Çünkü her koruma, bir dışlama ihtimali taşıyordu.

Bir dükkânın vitrinine baktım. Yerli ürünler dizilmişti. “Yerli üretim” yazıyordu büyük harflerle.

İçimde garip bir gurur ve aynı anda hafif bir hüzün vardı.

İçimde İkiye Bölünen Duygu

O gece defterimi tekrar açtım. Yazdıkça duygularım netleşiyordu.

Bir yanım korumacılığı doğru buluyordu. Çünkü kendi üreticini korumak, emeği korumaktı.

Ama diğer yanım şunu diyordu:

“Dünya zaten birbirine bağlıysa, bu duvarlar ne kadar gerçek?”

Bu düşünce beni yoruyordu. Çünkü iki tarafı da anlamaya çalışıyordum.

Deftere uzun uzun yazdım:

“Bir ülke kendini korumak ister. Ama dünya tek başına yaşanmaz.”

Kalemi bıraktığımda içimde hafif bir boşluk vardı.

Bir Ekonomi Teriminden Fazlası

Günler geçtikçe fark ettim ki bu kelime sadece ekonomik bir kavram değildi. Korumacılık, aslında insanın iç dünyasına da benziyordu.

Ben de bazen kendimi korumak istiyordum. İnsanlardan, hayal kırıklıklarından, yanlış anlaşılmalardan…

Ama her korunma, bir mesafe yaratıyordu.

Bu düşünce beni biraz sarstı.

Çünkü korumak ile uzaklaştırmak arasındaki çizgi sandığımdan daha inceydi.

Bir Market Rafının Önünde

Bir gün markete gittiğimde rafların önünde uzun süre durdum. İthal ürünler, yerli ürünler yan yana dizilmişti.

Etiketlere baktım.

“Korumacılık işte burada,” diye düşündüm.

Ama sonra içimde başka bir şey oldu. Bir ürünün sadece nereden geldiği değil, nasıl bir hikâye taşıdığı da önemliydi.

Bir ülkenin kendi üretimini koruması, bazen bir gurur, bazen bir zorunluluktu.

Ama tüketici olarak ben sadece seçim yapıyordum. Farkında olmadan büyük bir sistemin içindeydim.

Bu düşünce içimi hem büyüttü hem de biraz küçülttü.

Gece Yarısı Gelen Farkındalık

O gece uyuyamadım. Pencereyi açtım. Kayseri’nin soğuk havası içeri doldu.

Defterimi açtım ve uzun uzun yazdım:

“Ticarette korumacılık ne anlama gelir diye başladım. Ama şimdi anlıyorum ki bu sadece ekonomi değil. Bu, sınırlar, seçimler ve korkular meselesi.”

Kalemi durdurdum.

“Bir ülke kendini korur. Bir insan da kendini korur. Ama her koruma, bir şeyleri dışarıda bırakır.”

O cümleyi yazdıktan sonra uzun süre deftere baktım.

İçimde ne tamamen bir netlik vardı ne de tamamen bir karmaşa.

Sadece büyüyen bir farkındalık vardı.

Bu içeriğimizle “Devletçi ekonomi politikası nedir” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Edup okurlarına sevgilerle!

İçimde Kalan Sessiz Cümle

Bugün hâlâ Kayseri’nin sokaklarında yürürken o kelime aklıma gelir.

Korumacılık.

Artık sadece bir ekonomi terimi değil benim için. İnsanların, ülkelerin ve hatta benim iç dünyamın bir yansıması gibi.

Bazen korunmak isteriz. Bazen açılmak.

Ve ikisi arasında kalmak, insan olmanın en gerçek hali gibi gelir bana.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasinogir.net