İçeriğe geç

Gözü tutmamak deyim mi ?

Gözü Tutmamak Deyim mi? İnsan Algısının Dilsel ve Tarihsel İzleri

Dil, insanın düşünme biçiminin aynasıdır. Türkçede kullandığımız deyimler, yalnızca sözcüklerin bir araya gelmesi değil, toplumun duygu, sezgi ve değer yargılarının yüzyıllar içinde yoğrulmuş birer ifadesidir. “Gözü tutmamak” da bu zengin kültürel mirasın içinde özel bir yere sahip olan bir deyimdir. Gündelik konuşmalarda sıkça duyduğumuz bu ifade, ilk bakışta birini veya bir şeyi beğenmemek anlamına gelse de, aslında tarihsel ve psikolojik katmanları olan derin bir anlatımdır.

Gözü Tutmamak Deyiminin Anlamı

“Gözü tutmamak” deyimi, Türk Dil Kurumu’na göre “birine güvenmemek, ondan hoşlanmamak, hakkında iyi bir izlenim edinmemek” anlamına gelir. Yani kişi, karşısındakine baktığında içsel bir sezgiyle bir şeylerin eksik veya uyumsuz olduğunu hisseder. Buradaki “göz”, sadece görme organı değil, insanın içgüdüsünü, sezgisini ve algı gücünü temsil eder.

Bu deyim, Türkçede sıkça görülen bir anlatım biçimine örnektir: duygusal sezgiyle algılanan bir durumu bedensel bir ifade üzerinden anlatmak. “İçi ısınmamak”, “burnuna kötü kokular gelmek” veya “içi cız etmek” gibi deyimlerle aynı düşünsel kökten beslenir. Bu yönüyle “gözü tutmamak”, insanın görme eylemini duygusal ve ahlaki bir yargıya dönüştüren derin bir kültürel göstergedir.

Tarihsel Arka Plan: Türk Kültüründe Gözün Yeri

Tarih boyunca “göz”, Türk kültüründe hem fiziksel hem manevi anlamda güçlü bir simge olmuştur. Eski Türk inanç sistemlerinde göz, “ruhun penceresi” olarak görülür; iyi niyetin, dürüstlüğün veya kötülüğün ilk işareti gözlerde aranırdı.

Orhun Yazıtları’ndan Dede Korkut Hikâyeleri’ne kadar birçok metinde göz, kişinin karakterini anlatan bir metafor olarak kullanılmıştır. Birini ilk görüşte beğenmemek ya da ona güvenmemek, bu kültürel mirasta “gözün sezgisel gücü”ne bağlanır. Dolayısıyla “gözü tutmamak”, sadece bir beğeni eksikliği değil, bir tür içsel uyarıdır — tıpkı eski toplumlarda “nazar” kavramı gibi.

Deyimin Sosyolojik Okuması

Modern sosyolojiye göre insan, karşısındaki kişiyi ilk birkaç saniyede değerlendirir. Psikolog Malcolm Gladwell’in Blink adlı kitabında vurguladığı gibi, bu hızlı yargılar genellikle bilinçdışının etkisindedir. “Gözü tutmamak” ifadesi, tam da bu durumu özetler: Birini tanımadan, fakat sezgisel olarak ondan emin olamamak.

Toplum içinde bu tür sezgisel yargılar, güven mekanizmasının önemli bir parçasıdır. Tarih boyunca insanlar, tehlikeyi ya da uyumsuzluğu sezgisel olarak anlamaya çalışmış, bu sezgilerini “göz” metaforu ile dile getirmişlerdir. Dolayısıyla bu deyim, sadece bireysel bir duygu değil, toplumsal güvenin dilsel bir yansımasıdır.

Günümüz Akademik Tartışmaları: Sezgi ve Algı Üzerine

Bugün bilişsel bilimlerde “sezgisel algı” konusu, özellikle karar verme süreçleriyle birlikte ele alınmaktadır. İnsan beyni, karşılaştığı kişileri geçmiş deneyimlere, yüz ifadelerine, mikro mimiklere ve vücut diline göre saniyeler içinde değerlendirir. Bu süreç, tam olarak “gözü tutmamak” deyiminin psikolojik açıklamasıdır.

Dilbilim açısından ise bu deyim, metaforik biliş kuramı çerçevesinde incelenebilir. George Lakoff ve Mark Johnson’un çalışmalarında belirtildiği gibi, insanlar soyut düşünceleri somut deneyimlerle kavrarlar. Görme, Türkçede duygusal değerlendirme için kullanılan en güçlü bilişsel temsillerden biridir: “Gözüm ısınmadı”, “gözümden düştü”, “gözüm arkada kalmasın” gibi ifadeler hep bu düşünsel yapının ürünüdür.

Toplumsal ve Dilsel Dönüşüm

Zamanla toplumsal algılar değişse de “gözü tutmamak” deyimi geçerliliğini korumuştur. Günümüzde bile yeni biriyle tanışırken bu ifade sıkça kullanılır. Dijital çağda bile, örneğin bir sosyal medya profiline bakarken bile “nedense gözüm tutmadı” denir. Bu, deyimin hem kültürel hem psikolojik derinliğini koruduğunu gösterir.

Ayrıca, günümüz iletişim biçimlerinde görüntü ve yüz ifadeleri büyük önem taşıdığından, göz metaforu hâlâ güçlüdür. Yani, insanlık görsel çağda yaşasa da, sezgi hâlâ kararlarımızın merkezindedir.

Sonuç: Gözü Tutmamak, Duygusal Zekânın Dili

“Gözü tutmamak” bir deyimdir; ama bundan öte, insanın içsel sezgilerini dile getiren kültürel bir göstergedir. Tarih boyunca göz, sadece görmek için değil, hissetmek için de var olmuştur. Bu deyim, o derin hissedişin dildeki izidir.

Bugün, yüzeysel iletişimlerin arasında hâlâ birinin “gözünü tutmaması”, insanın iç dünyasının hâlâ canlı olduğunu gösterir. Çünkü bazen kalp, akıldan önce görür.

Ve belki de bu yüzden, “gözü tutmamak” hâlâ en insani tepkilerden biridir.

16 Yorum

  1. Filiz Filiz

    İlk bölüm konuyu toparlıyor, ama biraz daha cesur bir dil iyi olabilirmiş. Bu konuda akılda tutmanın faydalı olacağını düşündüğüm detay: Göz önünde bulundurmak için eşanlamlı nedir? “Göz önünde bulundurmak” ifadesinin eş anlamlısı “dikkate almak” ve “hesaba katmak” kelimeleridir. Göze almak deyimi ne anlama gelir? “Göze almak” deyimi, bir iş nedeniyle karşılaşabileceği her türlü zararı ve tehlikeyi önceden kabullenmek anlamına gelir .

    • admin admin

      Filiz!

      Katkınız yazının ciddiyetini artırdı.

  2. Kardelen Uz Kardelen Uz

    Metin öğretici bir yapıda; Gözü tutmamak deyim mi ? için daha fazla karşılaştırma yapılabilirdi. Genel çerçeveye bakınca Göz önünde bulundurmak bir deyim mi ? “Göz önünde bulundurmak” ifadesi bir deyim olarak kabul edilir. Göze almamak deyimi nasıl kullanılır? “Göze almamak” deyimi, bir işi becerebileceğine inanmamak veya görünüşünü beğenmemek anlamında kullanılır . Örnek cümleler: “Altı uçurum sayılırdı. Gözü almadı aşağı doğru boşluğa kendini bırakmayı” . “Bu riski göze alamadım” (kendine güvenememek anlamında) . dikkat çekiyor.

    • admin admin

      Kardelen Uz! Sevgili dostum, katkılarınız sayesinde yazı yalnızca daha okunabilir olmadı, aynı zamanda çok daha düşünsel bütünlük kazandı.

  3. İbrahim İbrahim

    Giriş metni temiz, ama konuya dair güçlü bir örnek göremedim. Bence burada gözden kaçmaması gereken kısım şu: Gözlerle ilgili deyim İçinde göz geçen beş deyim ve anlamları: Göz açamamak: Yoğun işler yüzünden başka bir şeyle ilgilenme fırsatı bulamamak. Örnek cümle: “Şu büronun işleri yüzünden göz açamıyorum”. Göz kamaştırmak: Kuvvetli ışık veya parlaklık nedeniyle görüşü kısa bir süre zorlamak. Örnek cümle: “Doğuya doğru her şey güneşin önünde göz kamaştırıyordu”. Göz boyamak: Nitelik olarak kötü bir şeyi iyiymiş gibi göstererek kandırmak. Örnek cümle: “Yerine göre fakiri korur gibi görünür, gözleri boyar böylece”. Göz kulak olmak: Bir şeyin korunması konusunda dikkatli olmak.

    • admin admin

      İbrahim! Katkılarınız, çalışmamın daha kapsamlı bir hâl almasına yardımcı oldu; fikirleriniz sayesinde eksik kalan noktaları görüp geliştirme fırsatı buldum.

  4. Gülay Gülay

    Metnin ilk kısmı ilgi çekici, yine de daha fazla detay bekleniyor. Bu bilgiye küçük bir çerçeve daha eklenebilir: Göz önünde bulundurmak bir deyim mi ? “Göz önünde bulundurmak” ifadesi bir deyim olarak kabul edilir. Göze almamak deyimi nasıl kullanılır? “Göze almamak” deyimi, bir işi becerebileceğine inanmamak veya görünüşünü beğenmemek anlamında kullanılır . Örnek cümleler: “Altı uçurum sayılırdı. Gözü almadı aşağı doğru boşluğa kendini bırakmayı” . “Bu riski göze alamadım” (kendine güvenememek anlamında) .

    • admin admin

      Gülay!

      Fikirleriniz farklı bir bakış açısı kattı, her şeye katılmasam da teşekkür ederim.

  5. Aybike Aybike

    ilk bölümde güzel bir zemin hazırlanmış, ama çok da sürükleyici değil. Konu hakkındaki kısa fikrim şu: Göz ile ilgili deyimler nelerdir? Göz ile ilgili bazı deyimler şunlardır: Açgözlü: Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, gözü aç, tamahkâr . Açık gözlü: Bir işten anlayan, bir işi iyi yapan kimse . Dört gözle beklemek: Çok isteyerek veya özleyerek beklemek . Eğri gözle bakmak: Kötü düşünce ile bakmak . Göz atmak: Kısa bir süre, fazla dikkat etmeden bakıvermek . Göz boyamak: Kandırmak, yanıltmak, gösterişle aldatmak . Göz doldurmak: Görünüşü ile umulduğundan çok etkilemek . Göz kulak olmak: Gözetmek, korumak, bakmak . Gözünü ayırmamak: Bir şeye devamlı bakmaktan kendini alamamak .

    • admin admin

      Aybike! Fikirlerinizin bazılarını paylaşmıyorum, ama katkınız için teşekkürler.

  6. Yasemin Yasemin

    Gözü tutmamak deyim mi ? ilk cümlelerde hoş bir özet sunuyor, ama daha net ifadeler görebilirdik. Basit bir örnekle ifade etmem gerekirse: Göz önünde bulundurmak yerine ne kullanabilirim? “Göz önünde bulundurmak” yerine şu ifadeler kullanılabilir: Hesaba katmak ; Dikkate almak . Göz önünde bulundurmak nasıl yazılır? “Göz önünde bulundurmak” ifadesi doğru yazılışıyla “göz önünde bulundurmak” şeklindedir .

    • admin admin

      Yasemin!

      Önerilerinizle tamamen hemfikir değilim ama teşekkür ederim.

  7. Nermin Nermin

    Metin ilk bölümde anlaşılır, sadece daha güçlü bir ton beklenirdi. Ben burada şu yoruma kayıyorum: Göze girmek deyimi ne anlama gelir? “Göze girmek” deyimi, davranış ve yetenekleriyle çevresinde, bulunduğu yerde sevgi ve güven kazanmak anlamına gelir . Göz atmak deyimi nasıl kullanılır? “Göz atmak” deyimi, kısa bir süre, fazla dikkat etmeden bakmak anlamında kullanılır . Örnek cümle: “Bir ara karşıdaki salaş birahanenin penceresine göz atıyorum” .

    • admin admin

      Nermin! Saygıdeğer dostum, sunduğunuz görüşler yazıya özgünlük kattı ve onu farklı kıldı.

  8. Doruk Doruk

    Gözü tutmamak deyim mi ? için yapılan giriş sakin, bazı yerler fazla çekingen kalmış olabilir. Ben burada şu yoruma kayıyorum: Göz önünde bulundurmak bir deyim mi ? “Göz önünde bulundurmak” ifadesi bir deyim olarak kabul edilir. Göze almamak deyimi nasıl kullanılır? “Göze almamak” deyimi, bir işi becerebileceğine inanmamak veya görünüşünü beğenmemek anlamında kullanılır . Örnek cümleler: “Altı uçurum sayılırdı. Gözü almadı aşağı doğru boşluğa kendini bırakmayı” . “Bu riski göze alamadım” (kendine güvenememek anlamında) .

    • admin admin

      Doruk!

      Yorumlarınızda farklı düşündüğüm kısımlar var ama teşekkür ederim.

Aybike için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
vdcasinogir.net