İçeriğe geç

Jöh JÖAK nedir ?

Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında İçimde Büyüyen Bir Soru: JÖH ve JÖAK Nedir?

Edup olarak bu yazımızda “Jöh JÖAK nedir” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!

Kayseri’de kış erken gelir. Akşam saatlerinde hava bir anda keskinleşir, sanki şehir nefesini tutar. 25 yaşındayım ve bu şehirde büyürken öğrendiğim şeylerden biri de yalnızlıkla baş etmeyi bilmek oldu. Günlük tutarım, çok konuşmam ama içimde sürekli akan bir düşünce nehri vardır. Son zamanlarda bu nehirin en çok taşıdığı kelimeler şunlar: JÖH, JÖAK.

İlk duyduğumda anlam verememiştim. Bir sabah çay ocağında televizyonda haber geçiyordu. “JÖH timleri operasyon bölgesinde… JÖAK personeli…” diye bir cümle geçti. O an içimde garip bir şey oldu. Sanki o kısaltmalar sıradan kelimeler değil de, başka bir dünyanın kapısını aralayan şifrelerdi.

O gün eve gidip defterimi açtım ve tek bir soru yazdım:

“JÖH JÖAK nedir ve insan neden böyle bir hayatı seçer?”

Bir Şehrin Sessizliğinden Doğan Merak

Kayseri’nin geceleri sessizdir. Ama bu sessizlik huzurlu bir sessizlik değildir hep. Bazen insanın kendi düşüncelerinin yankısı olur. Ben de o yankının içinde JÖH ve JÖAK kelimelerini daha çok duymaya başladım.

Araştırdıkça öğrendim. JÖH, Jandarma Özel Harekat demekti. JÖAK ise Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı. İkisi de zorlu görevlerin, dağların, operasyonların, gece yarısı çıkan emirlerin içinde yaşayan insanların dünyasıydı.

Ama bu kelimeler bana sadece bir görev tanımı gibi gelmedi. İçimde başka bir şey uyandırdı. Belki de kendi hayatımda eksik hissettiğim bir anlam arayışıydı bu.

Çünkü ben çoğu gün sabah işe gidip akşam eve dönen, rutinin içinde kaybolan biriydim. Onlar ise dağlarda, şehirlerin uzağında, belirsizliğin tam ortasındaydı.

Ve bu fark, içimde tuhaf bir hayranlıkla karışık bir hüzün yarattı.

Bir Arkadaşın Hikâyesi ve Değişen Bakışım

Üniversiteden bir arkadaşım vardı, adı Murat. Sessiz bir çocuktu ama gözlerinde hep bir kararlılık vardı. Mezun olduktan sonra bir süre görüşemedik. Bir gün karşıma üniformayla çıktı.

O an donup kaldım.

“JÖH’e katıldım,” dedi.

Sesinde ne böbürlenme vardı ne de gösteriş. Sanki sadece hayatının doğal bir adımını anlatıyordu. Ama ben o an içimde bir şeylerin yer değiştirdiğini hissettim.

Ona “Neden?” diye soramadım hemen. Çünkü cevabını duymaya hazır değildim.

Sonra bir çay içtik. Bana çok detay vermedi ama şunu söyledi:

“Kolay değil. Ama orada insan kendini daha gerçek hissediyor.”

Bu cümle aklıma kazındı.

JÖH ve JÖAK’ın Sadece Bir Kısaltma Olmadığını Anladığım An

Murat’la görüştükten sonra JÖH ve JÖAK kelimeleri benim için sadece haberlerde geçen kurum isimleri olmaktan çıktı. Onlar artık yüzü olan, hikâyesi olan bir şeydi.

JÖH, zorlu arazilerde, dağlarda, operasyonlarda görev alan özel birliklerdi. JÖAK ise asayiş ve komando yapısıyla daha geniş bir güvenlik çerçevesinde, yine en zor alanlarda görev yapan bir yapıydı.

Ama benim zihnimde asıl kalan şey teknik bilgiler değildi.

Onlar; uykusuz geceler, uzun bekleyişler, soğukta titremek ama yine de görevden dönmemekti.

Ve en önemlisi: geri dönüp dönmeyeceğini bilmeden yola çıkmak.

Bu düşünce bile insanın içini sıkıştırıyordu.

İçimdeki İki Ses: Korku ve Hayranlık

Kendime dürüst olmalıyım. JÖH ve JÖAK hakkında düşündüğümde içimde iki ses vardı.

Birincisi korkuyordu.

“Bu kadar risk neden?” diyordu. “Hayat zaten zor, neden daha zor bir yol seçilsin?”

Ama ikinci ses çok daha sessizdi ve daha derinden konuşuyordu:

“Ya bu insanlar, hayatın anlamını tam da burada buluyorsa?”

Bu iki ses arasında gidip geldim günlerce. Kayseri’de yürürken, otobüste camdan dışarı bakarken, markette sıra beklerken bile bu düşünceler peşimi bırakmadı.

Gece Yarısı Yazdığım Defter Sayfaları

Bir gece defterimi açtım. Saat çok geçti. Dışarıda kar yağıyordu. Sokak lambalarının ışığı yere düşen kar tanelerini daha belirgin yapıyordu.

Şöyle yazmışım:

“Belki de bazı insanlar sıradan bir hayat için yaratılmamıştır. Belki de bazıları, sınırların ötesinde bir anlam arar. JÖH ve JÖAK böyle insanların yolu olabilir mi?”

O an fark ettim ki aslında sadece bu kurumları değil, insanın içindeki cesaret fikrini de sorguluyorum.

Ben cesur biri miyim?

Yoksa sadece uzaktan bakan biri mi?

Bir Operasyon Haberi ve İçimdeki Sessizlik

Bir gün yine haberlerde JÖH ve JÖAK birliklerinin bir operasyonda görev aldığına dair bir haber gördüm. Spiker ciddi bir tonla konuşuyordu. Görüntülerde dağlık alanlar, gece görüş kameraları, sessizce ilerleyen timler vardı.

O an içimde garip bir sessizlik oldu.

Ne sevinç ne korku… sadece derin bir düşünce.

“Bu insanlar şu anda gerçek bir hayatın içinde,” dedim kendi kendime. “Ben ise ekranın karşısındayım.”

Bu düşünce biraz canımı acıttı.

Ama aynı zamanda içimde bir şeyleri uyandırdı.

Hayatın Anlamını Ararken JÖH ve JÖAK’ın Bende Uyandırdığı Şey

Zaman geçtikçe JÖH ve JÖAK benim için bir merak konusu olmaktan çıktı. Onlar bir tür aynaya dönüştü.

Kendi hayatıma baktım.

Rutinlerime, alışkanlıklarıma, korkularıma…

Ve şunu fark ettim: Ben aslında hep güvenli alanda kalmayı seçmişim.

Ama bu seçim bana gerçekten huzur mu veriyordu, yoksa sadece alışkanlık mıydı, emin değildim.

JÖH ve JÖAK kelimeleri bana şunu düşündürdü:

İnsan bazen konforunu değil, anlamı seçmek ister.

Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Bir İç Çatışma

Bazen akşam yürüyüşe çıkıyorum. Erciyes’in uzaktan görünen silueti, şehrin üstüne çöken sessizlik… Her şey bana aynı soruyu sorduruyor:

“Sen ne istiyorsun?”

JÖH ve JÖAK üzerine düşündükçe bu soru daha da büyüyor.

Çünkü mesele artık sadece bu birliklerin ne olduğu değil.

Mesele, insanın kendi hayatında neyi göze aldığı.

Bir Günlük Sayfasının Sonunda Kalan Cümle

Defterimin son sayfalarından birinde şunu yazmışım:

“Bazı insanlar dağlara gider, bazıları şehirde kalır. Ama herkes kendi içinde bir mücadele verir. Belki de JÖH ve JÖAK, dışarıdaki mücadelenin adıdır. Benimki ise içimde.”

Bu cümleyi yazdıktan sonra uzun süre defteri kapatmadım.

Sadece baktım.

Sonra Anladığım Şey

Zamanla şunu fark ettim: JÖH ve JÖAK benim için bir meslekten çok daha fazlasıydı. Onlar, insanın sınırlarını zorlaması, korkusuna rağmen ilerlemesi, bilinmeyene adım atmasıydı.

Ben o dünyaya girmedim.

Ama o dünya beni değiştirdi.

Belki de mesele zaten bu.

Bir şeyi yaşamak değil, onun sende bıraktığı izi taşımak.

Edup sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Jöh JÖAK nedir” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!

Bunu da Okuyun: Hemze-i müsehhele nedir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasinogir.net