Karbonatlı su ile çiçek sulanır mı? Evde Deneyip Hayatını Sorgulayanların Hikâyesi
“Karbonatlı su ile çiçek sulanır mı” konusunda doğru bilgiye ulaşmak isteyenler için kapsamlı bir içerik hazırladık.
İzmir’de yaşayınca insanın başına iki şey gelir: ya sürekli güneşle kavrulursun ya da “ben bu hayatı nasıl daha komplike hale getiririm?” diye düşünmeye başlarsın. Ben ikinci gruptayım. Bir gün mutfakta su içerken gözüm dolaba kaydı. Soda, karbonat, limon… Bir an beynimde şu cümle çaktı: “Acaba Karbonatlı su ile çiçek sulanır mı?”
Normal insanlar bu soruyu geçer. Ben geçemedim. Çünkü ben, çiçeğe su verirken bile hayatı sorgulayan biriyim. Bir de İzmir sıcağında beyin biraz fazla pişince böyle fikirler kaçınılmaz oluyor.
Her şey bir saksı ve biraz fazla düşünmeyle başladı
Evde küçük bir kaktüsüm var. Adı yok ama karakteri var. Susuzluğa dayanıklı ama ilgisizliğe asla dayanamıyor gibi bakıyor. Ona her su verdiğimde iç sesim konuşuyor:
“Bugün doğru şeyi yapıyor muyuz?”
O gün de aynı sahne. Elimde sade su var ama gözüm mutfakta duran karbonat şişesinde. İç ses devreye girdi:
— “Bir deney yapalım mı?”
— “Kime?”
— “Çiçeğe.”
— “O çiçek gönüllü değil.”
— “Ama bilim ilerlemezse…”
İşte o noktada tehlike başlıyor. Çünkü ben “bilim” kelimesini duyunca kendimi küçük bir laboratuvar sahibi sanıyorum. Halbuki sahip olduğum tek şey plastik saksı ve güneşte biraz solmuş bir perde.
Karbonatlı su ile çiçek sulanır mı? sorusunun mutfak versiyonu
Önce mantık kurmaya çalıştım. Karbonatlı su ne yapar?
Mideye iyi gelir derler
Temizlikte kullanılır
Bazen kek kabartır
Ama çiçek?
İşte orada duruyoruz.
Bir arkadaşımı aradım. Klasik İzmir muhabbeti:
— “Kanka bir şey soracağım.”
— “Yine ne denedin?”
— “Henüz bir şey denemedim, sadece düşünüyorum.”
— “Bu daha kötü.”
Anlattım. Sessizlik oldu. Sonra kahkaha patladı:
— “Sen çiçeği soda partisine mi sokacaksın?”
İşte o an düşündüm: Belki de bu soru bilimsel değil, tamamen ruhsal bir kriz.
Bitkiler, insanlar ve fazla düşünmenin ortak noktası
Bitkilerle insanlar arasında garip bir benzerlik var. İkisi de:
Fazla ilgiden boğuluyor
İlgisizlikten soluyor
Yanlış şeyi yapınca hemen tepki veriyor
Ben de hayatımın bazı dönemlerinde tam böyleyim. O yüzden çiçeğe bakıp kendimi görüyorum.
O gün saksıya baktım ve dedim ki:
“Biz bu hayatta birlikte büyüyoruz ama sen en azından sessizsin.”
Sonra iç ses:
— “Karbonatlı su ile çiçek sulanır mı?”
— “Sus.”
Ama iç ses susmaz.
Deney başlamadan önceki gereksiz ciddiyet hali
Mutfakta bir bardak hazırladım. Su, biraz karbonat… Oran falan bilmiyorum. Çünkü hiçbir bilimsel planım yok. Sadece “bakalım ne olacak” yaklaşımı.
O an kendimi aşırı ciddi hissettim. Sanki NASA’da görevliyim ama görevim Mars’a roket göndermek değil, kaktüsü hayatta tutmak.
Çiçeğin yanına gittim. Kaktüs bana baktı. Ya da ben öyle hissettim. Belki de camdan yansıma.
İç ses:
— “Geri dönüşü olmayan bir karar veriyorsun.”
— “Çiçek bu, nükleer düğme değil.”
Ama işte insan bazen en küçük şeyleri bile büyütüyor.
Bir damla karbonatlı su ve varoluş krizi
İlk damlayı toprağa bıraktım. Hiçbir şey olmadı.
İkinci damla. Hâlâ sessiz.
Üçüncü damla…
Ben bekliyorum ki bir şey olsun. Mesela ışık yansın, çiçek konuşsun, toprak “ne yapıyorsun?” desin.
Hiçbiri olmadı.
Ama içimde bir şey oldu. Çünkü bazen olay dışarıda değil, içeride patlar.
— “Sen ne yaptığını sanıyorsun?”
— “Deney.”
— “Bu deney değil, iç sıkıntısı.”
Karbonatlı su ile çiçek sulanır mı? sorusunun bilimden çok hayatla ilgisi
Sonra oturup düşündüm. Gerçekten bu soru sadece bitkiyle ilgili değil. Daha geniş bir mesele.
İnsan bazen hayatında da “yanlış suyu” veriyor gibi hissediyor.
Yanlış ilişki
Yanlış karar
Yanlış zamanda verilen fazla emek
Çiçek bile bazen “ben bunu istememiştim” der gibi soluyor.
Ama karbonatlı su meselesi burada sembolik bir şeye dönüşüyor. Çünkü mesele şu:
Her doğru şey her yerde doğru değil.
Komşu teyzeyle felsefi çiçek diyaloğu
İlginizi Çekebilecek İçerik: Karbonatla nereler temizlenir ?
Ertesi gün balkonda çiçeğe bakarken aşağıdan ses geldi.
— “Evladım sen ne veriyorsun o çiçeğe?”
Komşu teyze. İzmir’in canlı arşivi gibi.
— “Su veriyorum.”
— “O ne su?”
— “Biraz karbonatlı…”
— “Oğlum çiçeği mi kek yapıyorsun?”
Bu cümleyle birlikte hayatımın küçük bir bölümü kapandı.
Teyze devam etti:
— “Çiçeğe sade su verilir.”
O an anladım ki bazı bilgiler nesilden nesile geçiyor ama bilimsel açıklaması yok. Sadece “böyle yapılır” var.
Deneyin beklenmeyen sonucu
Bir hafta geçti. Çiçek öldü mü?
Hayır.
Canlandı mı?
O da hayır.
Sadece… duruyor.
Bu bana çok tanıdık geldi. İnsan bazen de böyle olur. Ne tamamen iyi ne tamamen kötü. Arada bir yerde.
İç ses:
— “Bak, sonuç nötr.”
— “Bu iyi mi kötü mü?”
— “Hayat gibi.”
Evde küçük bilim insanı olmanın psikolojisi
Şunu fark ettim: Evde yapılan her küçük deney, insanı biraz daha fazla düşünmeye itiyor.
Mesela ben artık musluğu açarken bile düşünüyorum:
“Bu su çiçeğe uygun mu? Yoksa fazla mı ‘sert’ bir su?”
Sonra kendime gülüyorum. Çünkü İzmir’de yaşayan biri olarak en büyük lüksüm aslında sade suya bile fazla anlam yükleyebilmek.
Bir arkadaşım dedi ki:
— “Sen çiçekle terapi yapıyorsun.”
— “O bana mı terapi yapıyor belli değil.”
Kaktüsün sessiz tepkisi
Kaktüs hâlâ hayatta.
Ama bana sanki şunu söylüyor:
“Ne yaparsan yap, ben buradayım.”
Bu cümle çok basit ama ağır. Çünkü bazı varlıklar sadece var olarak bile mesaj veriyor.
Ben de artık ona karbonatlı su vermiyorum. Ama bazen yanına oturup düşünüyorum:
“Biz ikimiz de fazla düşünmeyi seviyoruz galiba.”
İç sesle son tartışma
— “Peki cevap ne?”
— “Karbonatlı su ile çiçek sulanır mı?”
— “Gerek yok.”
— “Ne demek gerek yok?”
— “Bazen soru sorulmaz, sade su verilir.”
O an sustum.
Çünkü bazı cevaplar açıklama istemiyor.
Sonradan gelen farkındalık
Şunu öğrendim: Her şeyin içinde bir “fazla düşünme tuzağı” var. Çiçek bile buna dahil.
Karbonatlı su meselesi aslında çok basit bir şeyi anlatıyor:
Doğanın zaten çalışan düzenine gereksiz müdahale etme.
Ama insanız işte. Elimizde bir şey varsa, onu farklı yapma isteği geliyor.
İzmir güneşi altında küçük bir sonuç hikâyesi
Bir sabah balkona çıktım. Güneş yine bildiği gibi yakıyor. Kaktüse baktım.
Aynı.
Ama ben farklıyım.
Çünkü artık bazı şeyleri değiştirmeye çalışmak yerine, olduğu gibi bırakmayı daha çok düşünüyorum.
İç ses bile daha sakin:
— “Bazen sadece su.”
— “Biliyorum.”
Ve belki de en komik olan şey şu:
Bir çiçeğe karbonatlı su verip vermemek değil mesele.
Mesele, bunu neden düşündüğümüz.
Çünkü bazen insan, en basit şeylerde bile kendini bulmaya çalışıyor.
Bugün “Karbonatlı su ile çiçek sulanır mı” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Edup ile daha fazla içerik için takipte kalın!